21 Aralık 2021 Salı

Cihangir Altan

:(

Sektörün en efendi, en sakin insanlarındandı. Özleyeceğiz.




6 Aralık 2021 Pazartesi

Ümit Yegül

Orta okul arkadaşım. Markom'da beraber çalışmıştık.

Güle güle sevgili dostum, güzel yaşamayı bilen insan.










22 Kasım 2021 Pazartesi

Vural Sözer - 8 Ağustos 1933 - 10 Kasım 2021



Elif Sözer

"Dün dedemi kaybettik…

Buraya bir şeyler yazmak, dedemin dili nasıl güzel ve seçili kullandığını bildiğimden hiç de kolay değil, dilerim ki onun bu konuda ”dahi” denilecek konumuna layık olurum… 

Dedem, her insanın bir zaman olacağı gibi, son dönemlerinde “üretkenliğini” yitirdi, ve sanırım bu özellikle onun için hiç de kolay değildi çünkü bir hayat boyu hep üretti… resimlerden müzik ansiklopedisine, radyo oyunlarından Türkçe diline dair kitaplara, ”bankamatik” kelimesinden kendi hayatını anlatan “Kilyos” kitabına ve muhtemelen Viyana’da büyüyen torunu olduğum için bilmediğim bir çok şey daha… Kedileri ve özellikle kedisi Piştov’u çok sevdi… teker teker hayatından onu tanıyan ve seven insanlar ölüme ayrıldı… Nasıl ağır bir söz, ama ne mutlu ki ona, uzun uzun yaşadı… 

Çok huysuz bir adamdı, beni de zaman zaman üzdü kırdı hırçınlığıyla, bir o kadar da bana İstanbul’da yaşadığım dönemde babalık etti, göz kulak oldu, bazen utandıracak şekilde Facebook zaman tünelime herkesin okuyacağı gibi “kızım eve eşya gerekiyorsa haber et” gibi yazılar bıraktı… Evet Facebook kullanmasını bilen, son dönemine kadar kitap gazete okuyan, gündemi takip eden ve tüm bilgisini hoş sohbetleriyle paylaşan bir adamdı…  tatlı dilliydi, aniden senaryolar yazıp farklı karakterleri dillendiren bir yeteneği vardı, bir sanatçıydı… sevgisini ve şefkatini daha çok içinde yaşardı, bazen farklı biçimlerde gösterirdi, her zaman yetişkin gibi davranırdı bana, ben de en küçük halimde bile yetişkin gibi onun piyano çalmasını dinlerdim, ta ki o son notayı çaldığında o yorgun çocuk gözlerim kapanana kadar… 

Şimdi de kendi hayatının son notasını çaldı ve gözlerini kapattı… ne yazık ki yanında olamadım bu son günlerinde, bügün defnedilirken de ancak Berlin’den andım onu, bana hediye ettiği resimleri astım evime, kardeşimle buluşup onun anısına viski içtik (“bence o da severdi” dedi Mehmet, ben de “evet kesin” dedim). Şimdi kanepede uzanıyoruz, içimde bir boşluk, aklıma gelen bir çok anı, gözlerimde yanan göz yaşları… 

İyi ki bu hayata geldin dedeciğim… seni sevenler tanıyanlar (belki benden çok seninle hikayesi olan insanlar) çok… nur içinde yat… seni özleyeceğim… ve hiçbir zaman unutmayacağım…"


 Cin Kapancı
 

"Öykü, roman, sözlük, reklam yazarı; müzik ve mutfak sever keyif insanı, 'Vural Baba'mızı kaybetmişiz. Çok üzüldüm. Mekanı cennet olsun."


Kemal Sezer

"Vural Sözer: Kendi içinde çok kalabalık bir yazar.

Vural Sözer’i, namı diğer Vural Baba’yı kaybettik. Bu dünyayı terk edip gitmesinin bile 10 Kasım gününe denk gelmesi yaşadığı hayatı özetliyor.

Vural Baba’yla anılarımız çok fazla, reklam yazarlığını bana öğreten ustamdı kendisi. Kendisini tanımadan önce yazdığı ve elime geçen “Rubikon” ve “Bir Reklamcı Aranıyor” kitaplarından işin püf noktalarını okumuştum. Birlikte çalıştığımız, benim kreatif direktörüm olduğu yıllardaysa neredeyse gecemiz gündüzümüz birlikte geçti. İkimiz de Ataköy’de oturuyorduk, öyle ki evlerimiz birbirine çok yakındı. Akşamları ne zaman çalışma odama geçsem beş dakika içinde arar, çağırırdı. Evinin ortasına koyduğu masası yemek masasından ziyade çalışma masası gibiydi, üst üste konmuş teksir kağıtları, kalemler ve kahve fincanları karşılardı gelenleri.  Bir gün o mutfaktayken camdan dışarı baktığımda benim çalışma odamı tam cepheden gördüğünü fark ettim. Demek ki ışık yandığı anda anlıyormuş geldiğimi ve hemen arıyormuş. Sonra mı? Tabii ki o odaya girişimi seyreltmiş, Vura Baba’nın ataklarından korunmuştum.

Çok verimli bir yazardı, araştırıcıydı. Türkçe konusunda çok titizdi. Yazdığı kitaplar birer define sandığıdır. Özellikle “Atatürklü Günler” kitabı bugün el altında bulundurulacak bir kitap. Yazım Kılavuzları, Deyimler Sözlüğü, Atasözleri Sözlüğü ha keza… Bir de Sait Faik’in tüm hikaye kahramanlarını bir araya topladığı “Yanıldın Sevgili Sait Faik kitabı… Ve Müzik Ansiklopedisi… Saymakla bitmiyor. Eskilerin Hezarfen dediği tarzda bir adamdı Vural Baba…  İlgi alanları çok genişti, onun suluboya sergisi açtığını bilen var mıdır acaba? Buraya kadar olanlar onun gerçek bir entelektüel olduğunu gösteren örnekler. Ya reklamcılığı…

Unutulmaz kampanyalara imza atan bir yazardı Vural Sözer. “Sırdaş Hesap” sözünün yaratıcısı, Ege Ernart’la beraber yaptıkları Anavatan Partisi kampanyası yaratıcılığının en önemli göstergelerinden.          Eli Acıman’ın bir reklam metni için gece yarılarına kadar ajansta oturtup bir paragraf metni on yedi kere yazdırdığını anlatırdı. Ha, aynısını bana yapmışlığı da vardır. Zaman içinde güzel bir grubumuz vardı, ayda bir bir araya gelip rakı içerdik. Şimdi o da rahmetli olan Batu İşmen, Egemen Berköz, Necati Tosuner  ve bir çaylak olarak da ben… O sofralarda öğrendiklerimi hiçbir üniversitede öğrenemezdim. 

Reklam Yazarları Derneği'nin kurucularından olan Vural Baba, derneğin başkanlığını yaptığım dönemde, özellikle Türkçe konularındaki hassasiyetiyle bize yol göstermiş, Dil Derneği'nce verilen Türkçe Ödülü'nü dernek olarak almamıza büyük katkıda bulunmuştu. Ödül şu anda dernektedir, diye düşünüyorum.

Aslında onun hakkında sayfalarca yazmak mümkün. Üzüntüm çok büyük, bir dönemin yaratıcıları için, hepimiz için büyük kayıptır. Hepimize çok emeği geçmiştir. Kütüphanemde bulunan imzalı kitapları en değerlilerimdir. Yazımın başlığında vurguladığım gibi, kalabalık bir adamdı. Büyük ihtimalle gittiği yerin de nüfusunu artırmıştır. Mekanı Cennet olsun.

Kemal Sezer"

Ender Merter 






- - - - 

 

Biyografya.com 

Sancar Sezgin ve Muzaffer Ulukaya imzalarını da kullandı. Sultanahmet Ticaret Lisesi mezunu. Yükseköğrenimini yarım bıraktı. Lise yıllarında spora ilgi duyarak Nişantaşı ve Galatasaray kulüplerinde boks yaptı. Bir süre de yayıncılık ve otelcilikle uğraştı. Daha sonra tiyatroya yönelerek, yazdığı müzikal komedilerden Pamuk Eller Cebe (oyn. Çevre tiyatrosu, 1976), Neş’e-i Muhabbet (oyn. Şan tiyatrosu, 1982) ve Bin Yıl Önce Bin yıl Sonra (oyn. Şan tiyatrosu, 1984) sahnelendi.

ESERLERİ:

ÖYKÜ: Palyaço (1954), Gümüş kulplu Dünya (1964).

POLİSİYE ROMAN: Yosmalar Feneri (Muzaffer Ulukaya imzasıyla, 1957), Cesetler Merdiveni (1963).

İNCELEME: Yanıldın, Sevgili Sait Faik (2000).

DİL: Çobansalatası, (yazım kılavuzu, 1996), Dil Haşlama (deyimler sözlüğü, 1997), Baba Tatlısı, (atasözleri sözlüğü, 1998).

DİĞER ESERLERİ: Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi (1964, geliştirilmiş yeni bas. Müzik / Ansiklopedik Sözlük adıyla, 1996), Rubikon (1976), Bir Reklamcı Aranıyor (1980), Atatürklü Günler (1998).

11 Mayıs 2021 Salı

Ahmet Durul...

 


"Benim burada kararım yok.
Ben buradan gitmeye geldim.
Bezirganım metaım çok,
Alana satmaya geldim"
demişti...

Allah rahmet eylesin...




 
 

9 Mayıs 2021 Pazar

Ahmet Durul

 


Pınar Kılıç:

"Ahmet Durul Haydarpaşa Lisesi’nde okudu.
1967'de mezun oldu. Robert Kolej Yüksek Okulu İşletmede pazarlama okurken tanıştık. Aynı sınıftaydık.
1968'de Yakup Baruh, Ahmet Durul ve ben, Büro Pars araştırma şirketini kurduk. Ahmet’in babasının yazıhanesini kullandık.  

Sonra reklam ajansına dönüştük ve McCann ile birlikte olduk."

27 Ağustos 2020 Perşembe

Faruk Çağla

Serdar Yılgören'in bir haberinden anladığıma göre, Faruk Çağla'yı kaybetmişiz.

- Manisa ili amblem yarışmasında Üçüncülük Ödülü.                      

- Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Grafik Bölümünü bitirdi..Aynı yıl karikatür çizmeye yöneldi.                      

- Kuşadası Belediyesi amblem yarışmasında Birincilik Ödülü .

- Almanya’da Duisburg kentinde düzenlenen “Yabanelde Çalışanlar” konulu uluslararası karikatür  yarışmasında Dördüncülük Ödülü.

- İstanbul Mimarlar Odası “Sorunlarımız” konulu karikatür yarışmasında Büyük Ödül .

- Yarın Dergisi “Gençlik’82” konulu karikatür yarışmasında  Başarı Ödülü .
- İstanbul Eczacılar Odası “Eczacılık, İlaç ve Halk Sağlığı” konulu karikatür yarışmasında  Büyük Ödül .
- Cumhuriyet Gazetesi, Hürriyet Gösteri, Sanat Olayı, Somut, Bilim ve Sanat , Sanat Edebiyat 81 adlı gazete ve dergilerde karikatürist, illustrator ve yazar.
- Türkiye’de ilk kez ilk ve orta öğrenim çocukları için yayınlanan ve tümüyle yerli ve telif bir eser olan 3 ciltlik Karagöz Ansiklopedisi’nde illustrator ve ansiklopedi ressamı. 
- İstanbul Pars - Mc Cann Erickson reklam ajansında Art Director Asistanı, grafiker ve illüstratör. Coca-cola, Aygaz ve Nestle çalışmaları.
- İstanbul Güzel Sanatlar Saatchi & Saatchi Reklam Ajansı’nda Art Director Asistanı, grafiker ve story – board illüstratörü. Beko ve Aygaz çalışmaları .
- İstanbul’da Murat Sarıca adına düzenlenen “İnsan Hakları” konulu karikatür  yarışmasında Üçüncülük Ödülü.
- Ankara’da Gençlik ve Spor Bakanlığı, Beden Terbiyesi ve Spor Genel Müdürlüğü amblem yarışmasında Birincilik Ödülü.
- Türk Standları Ensititüsü “Kalite Kontrol ve Tüketici” konulu karikatür yarışmasında üç eşit ödül.     
- İstanbul Repaş Reklam Ajansı’nda Art Director. Türkiye’de ilk Yataş  yatakları reklam kampanyası ve Puffy logosu.
- İstanbul Yordam Reklam Ajansı’nda ilk Opel Vectra kampanyası.
- Asil Nadir ve Metin Münir yönetimindeki Güneş Gazetesi’nde Karikatürist. 
- İstanbul Forum Reklam Ajansı’nda Art Director. Ytong, Atinon fotoğraf makinası, İmtaş Sigorta, Emek Sigorta , Fiskobirlik kampanyaları. 
- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Nurettin Sözen zamanında açılan yarışmada Istanbul Metrosu Amblem Yarışması Birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülleri.Halen  kullanılmakta olan Metro amblemi..
- İstanbul H&H Grafik Stüdyo&Reklam Ajans›’nda Creative Director. Johnson deniz  motorları, Alaska dondurma, Halk Yaşam Sigorta , Optima computer ve Ultra computer kampanyaları. 
- İhlas Motor Reklam Ajansı’nda Creative Director.  Kia ve Citroen reklam kampanyaları.
- Ensis Bilgisayar’da Reklam Koordinatörü ve danışmanı. Okul yönetimi ve ders programı yazılımlarının interaktif CD  üretiminde yazar, dizayner ve  görsel yönetmen.
- Deha reklam’da Server Holding grubuna bağlı Fuzul Otomotiv, Hayrunisa Hastanesi, Şadiye Hatun Kliniği kurumlarının tüm reklam kampanyaları…
Ajans Lobby’de art director. Başer ambalaj, Oyakbank ve Coca-Cola dergi ve Atabay ilaç fabrikalarının işleri.
Kayseri M Grup Matbaacılık’da İstikbal mobilya, İpek mobilya, Cennet  yatakları gibi firmaların basılı kampanyaları.
İstanbul’da Yeniköy Reklam Ajansı’nda Konya Kimpaş Holding çalışmaları, Bim marketler zinciri ve Karavan
şirketler grubu’nun Taptaze Ekmek ve Unlu mamulleri, Nimet Gıda, Dolfin  kağıt ürünleri çalışmaları... 
- Idea Reklam’da... Studio Kids çocuk giyim ve Sırmakeş Su çalışmaları.
- Serbest çalışırken Paksoy gömlek kampanyaları, LCWaikiki konfeksiyon kampanyaları
- Esin Ofset, Schering Alman İlaç, Organon  İlaç Norveç, ve Ford Otosan Türkiye basılı işler  tasarımları...
- Martı Ofset, Rammar Grup ve Ismar Market gibi marketlerin Insertleri, King ve Silver Ayakkabı boyaları broşür ve ambalaj tasarımları....
- Yeni Genç reklam ajansı, Viko elektrik aksesuarları, Gençcell telefon basın  kampanyaları  ve matbaa  işleri…
- Kadir Has Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık – Tasarım, Basım, Yayın bölümü öğretim görevlisi.
- İstanbul Kavram Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım - Basım Yayın ve Bilgisayar Programcılığı bölümlerine grafik tasarım dersleri.

30 Temmuz 2020 Perşembe

Mustafa Erdem

Deniz Sipahi'nin 30 Temmuz 2020 köşe yazısı. Rekmar'a ve İzmirli reklamcılara başsağlığı diliyoruz.



Büyük bir reklamcının ardından.


BAZI isimler bir sektörle, bir kentle özdeşleşir.

Mustafa Erdem de o isimlerden biriydi.
Saint Joseph’ten sınıf arkadaşım Hande’nin babasıydı.
Gazeteciliğe başladığım gün yanına ilk gittiğim insanlardandı. 
Rekmar’ı 1946 yılında kurmuştu.
Reklam dünyasının en renkli isimlerindendi, bir bilgeydi.
Unutmadığım sözleri vardı.
Reklam ajansıyla müşteri arasında, okurla gazete arasındaki ilişkileri evliliğe benzetirdi.
Ve derdi ki;
“Evlilik bir kişinin özverisiyle yürümez. İyi bir evlilik karşılıklı anlayış, karşılıklı diyalogla olur. Reklamcıyla müşterisi, okurla gazeteci ilişkisi de evlilikteki kadar hassas, dikkatli olursa bir anlam ifade eder.”
Bu sözler gazeteciliğe başladığım ilk günler için altın değerindeydi.
Bunu hiç unutmadım.
O hassas teraziye hep dikkat ettim.
Bana hep bir tavsiyesi daha vardı.
“Doğru bir ekiple doğru işler yapılır” derdi.
Bu cümleyi kullandıktan sonra da “Doğru işler de doğru ekiplerle yapılır” diye üzerinden geçerdi.
Doğru bir ekiple çalışmanın insana neler kazandırdığını yıllar içinde çok iyi anladım.
Ama doğru işlere imza atmanın insanı ne kadar büyüttüğünü yaşayarak öğrendim.
Mustafa abi böyle biriydi.
Etrafına ışık saçan, sözü dinlenen, her cümlesiyle düşündüren, yol gösteren büyük bir insandı.
Reklam dünyası Mustafa abisini kaybetti, bizler ise akil bir adamı...
Işıklar içinde uyusun...

Büyük bir reklamcının ardından

 
Marka yaratmak sadece üretimden geçmez

BİR röportajında Mustafa Erdem İzmirli markalarla ilgili şu yorumu yapmıştı;
“Firmalar marka konumlandırması yapmak istiyorsa mutlaka bir reklam ajansı ile işbirliği içine girmeli. Hatta bu iş daha markanın isminin bulunmasından başlamalı. Bu süreçte hep bir reklamcı olmalı. İzmir’de daha çok orta ölçekli firmaların bolluğundan ve onların da reklam konusunda daha tutucu davranmalarından dolayı bu tarz projeler daha az çıkıyor karşımıza. Biz burada yaptığımız işin faydasını anlatmakta zorlanıyoruz. İşin en kötü tarafı ise emek verdiğimiz markalar bir süre sonra reklamın da sayesinde buradan uçup gidiyorlar. Burada değerlerini ve varlıklarını oluşturup daha da yükseliyorlar. Kurumsallaşmış ve İzmirli ajanslarla çalışan reklamverenleri çok seviyoruz, onların değerini biliyoruz.”
Öylesine güzel bir özet ki...
Kurumsallaşma, markalaşma sadece üretimin kalitesiyle sağlanmaz.
O yüzden reklam dünyası çok önemlidir. 
Küçük bir dokunuş, bir rötuş, uzun vadeli ve sürdürülebilir iletişim stratejileri markanızı bir anda başka bir yere taşır.
O yüzden Mustafa Erdem’in sözleri önemliydi.
Hatırlatmak istedim.

 
Usta çırak ilişkisi

Ve Hande...
Hande Erdem Göktepe...
Reklamcı babanın reklamcı kızı...
Bir sohbetimizde Mustafa Erdem, “Genellikle anneler, babalar çocuklarının kendi sektörleri dışında meslek edinmelerini ister. Oysa ben Hande’nin reklamcı olmasını hep destekledim. Bizim işimizin heyecanını başka bir alanda bulmak zordur” demişti.
Türk reklam sektörü gerçekten de çok başarılı işlere imza atıyor.
Öyle kampanyalar yapıyorlar ki, markalara değerler katıyorlar, bir olayı alıp toplumun gündemine taşıyorlar.
Rekmar hep butik işler yaptı.
Çalıştıkları markaların algılarını hep güçlendirdiler, müşterilerinin gözünde hep büyüttüler.
Reklamcı babanın kızı Hande; eminim bu bayrağı alıp daha da yukarılara taşıyacak.
Rekmar çok sayıda genci sektöre kazandırdı.
Şimdi onlar İstanbul’da, Avrupa’da, dünyanın çok başka coğrafyalarında kampanyalar düzenliyor, projeler yürütüyor.
Gazetecilik gibi reklamcılık da biraz usta çırak ilişkisinin öne çıktığı bir iştir.
Ne mutlu ki; Hande’nin ustası Mustafa Erdem’di.

 
İzmir önemli bir laboratuvar

İZMİR’i hep önemsiyorum.
Çünkü iyi bir laboratuvar.
İzmir’de bir şey tutuyorsa bütün Türkiye’de tutuyor demektir.
Örneğin büyük markalar ilk testlerini hala İzmir’de yaparlar, İzmir’den başlatırlar.
Bir de İzmir pazarı göründüğü gibi kolay değildir.
Buralarda iş tecrübesi edinmiş gençler gittikleri yerlerde daha başarılı olurlar.
Reklamcılık sektörü de öyledir.
İstanbul’daki kreatif ajansların çoğunda kilit kadrolar İzmir’dendir.
Sinema sektörünün yaratıcı kadrolarının büyük çoğunluğu da yine İzmirlidir.
Bunda üniversitelerimizin başarısı kadar bu sektörlere emek vermiş deneyimli kadroların da büyük payı vardır.
İzmir’in önemli bir laboratuvar olduğunu unutmayın.