30 Temmuz 2020 Perşembe

Mustafa Erdem

Deniz Sipahi'nin 30 Temmuz 2020 köşe yazısı. Rekmar'a ve İzmirli reklamcılara başsağlığı diliyoruz.



Büyük bir reklamcının ardından.


BAZI isimler bir sektörle, bir kentle özdeşleşir.

Mustafa Erdem de o isimlerden biriydi.
Saint Joseph’ten sınıf arkadaşım Hande’nin babasıydı.
Gazeteciliğe başladığım gün yanına ilk gittiğim insanlardandı. 
Rekmar’ı 1946 yılında kurmuştu.
Reklam dünyasının en renkli isimlerindendi, bir bilgeydi.
Unutmadığım sözleri vardı.
Reklam ajansıyla müşteri arasında, okurla gazete arasındaki ilişkileri evliliğe benzetirdi.
Ve derdi ki;
“Evlilik bir kişinin özverisiyle yürümez. İyi bir evlilik karşılıklı anlayış, karşılıklı diyalogla olur. Reklamcıyla müşterisi, okurla gazeteci ilişkisi de evlilikteki kadar hassas, dikkatli olursa bir anlam ifade eder.”
Bu sözler gazeteciliğe başladığım ilk günler için altın değerindeydi.
Bunu hiç unutmadım.
O hassas teraziye hep dikkat ettim.
Bana hep bir tavsiyesi daha vardı.
“Doğru bir ekiple doğru işler yapılır” derdi.
Bu cümleyi kullandıktan sonra da “Doğru işler de doğru ekiplerle yapılır” diye üzerinden geçerdi.
Doğru bir ekiple çalışmanın insana neler kazandırdığını yıllar içinde çok iyi anladım.
Ama doğru işlere imza atmanın insanı ne kadar büyüttüğünü yaşayarak öğrendim.
Mustafa abi böyle biriydi.
Etrafına ışık saçan, sözü dinlenen, her cümlesiyle düşündüren, yol gösteren büyük bir insandı.
Reklam dünyası Mustafa abisini kaybetti, bizler ise akil bir adamı...
Işıklar içinde uyusun...

Büyük bir reklamcının ardından

 
Marka yaratmak sadece üretimden geçmez

BİR röportajında Mustafa Erdem İzmirli markalarla ilgili şu yorumu yapmıştı;
“Firmalar marka konumlandırması yapmak istiyorsa mutlaka bir reklam ajansı ile işbirliği içine girmeli. Hatta bu iş daha markanın isminin bulunmasından başlamalı. Bu süreçte hep bir reklamcı olmalı. İzmir’de daha çok orta ölçekli firmaların bolluğundan ve onların da reklam konusunda daha tutucu davranmalarından dolayı bu tarz projeler daha az çıkıyor karşımıza. Biz burada yaptığımız işin faydasını anlatmakta zorlanıyoruz. İşin en kötü tarafı ise emek verdiğimiz markalar bir süre sonra reklamın da sayesinde buradan uçup gidiyorlar. Burada değerlerini ve varlıklarını oluşturup daha da yükseliyorlar. Kurumsallaşmış ve İzmirli ajanslarla çalışan reklamverenleri çok seviyoruz, onların değerini biliyoruz.”
Öylesine güzel bir özet ki...
Kurumsallaşma, markalaşma sadece üretimin kalitesiyle sağlanmaz.
O yüzden reklam dünyası çok önemlidir. 
Küçük bir dokunuş, bir rötuş, uzun vadeli ve sürdürülebilir iletişim stratejileri markanızı bir anda başka bir yere taşır.
O yüzden Mustafa Erdem’in sözleri önemliydi.
Hatırlatmak istedim.

 
Usta çırak ilişkisi

Ve Hande...
Hande Erdem Göktepe...
Reklamcı babanın reklamcı kızı...
Bir sohbetimizde Mustafa Erdem, “Genellikle anneler, babalar çocuklarının kendi sektörleri dışında meslek edinmelerini ister. Oysa ben Hande’nin reklamcı olmasını hep destekledim. Bizim işimizin heyecanını başka bir alanda bulmak zordur” demişti.
Türk reklam sektörü gerçekten de çok başarılı işlere imza atıyor.
Öyle kampanyalar yapıyorlar ki, markalara değerler katıyorlar, bir olayı alıp toplumun gündemine taşıyorlar.
Rekmar hep butik işler yaptı.
Çalıştıkları markaların algılarını hep güçlendirdiler, müşterilerinin gözünde hep büyüttüler.
Reklamcı babanın kızı Hande; eminim bu bayrağı alıp daha da yukarılara taşıyacak.
Rekmar çok sayıda genci sektöre kazandırdı.
Şimdi onlar İstanbul’da, Avrupa’da, dünyanın çok başka coğrafyalarında kampanyalar düzenliyor, projeler yürütüyor.
Gazetecilik gibi reklamcılık da biraz usta çırak ilişkisinin öne çıktığı bir iştir.
Ne mutlu ki; Hande’nin ustası Mustafa Erdem’di.

 
İzmir önemli bir laboratuvar

İZMİR’i hep önemsiyorum.
Çünkü iyi bir laboratuvar.
İzmir’de bir şey tutuyorsa bütün Türkiye’de tutuyor demektir.
Örneğin büyük markalar ilk testlerini hala İzmir’de yaparlar, İzmir’den başlatırlar.
Bir de İzmir pazarı göründüğü gibi kolay değildir.
Buralarda iş tecrübesi edinmiş gençler gittikleri yerlerde daha başarılı olurlar.
Reklamcılık sektörü de öyledir.
İstanbul’daki kreatif ajansların çoğunda kilit kadrolar İzmir’dendir.
Sinema sektörünün yaratıcı kadrolarının büyük çoğunluğu da yine İzmirlidir.
Bunda üniversitelerimizin başarısı kadar bu sektörlere emek vermiş deneyimli kadroların da büyük payı vardır.
İzmir’in önemli bir laboratuvar olduğunu unutmayın.

0 Comments:

Yorum Gönderme

<< Home