Faruk Atasoy 1945 - 2026
Reklamcılar Derneği'nin duyurusu:
Derneğimizin eski başkanlarından, 2000–2001 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiş, sektörümüze ve Derneğimize çok kıymetli emekler vermiş Faruk Atasoy’un vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Reklamcılık sektörünün gelişimine sunduğu katkılar, Derneğimiz bünyesinde üstlendiği sorumluluklar ve bıraktığı izler her zaman saygıyla hatırlanacaktır.
Cenazesi yarın (31 Ocak 2026 Cumartesi), Karacaahmet Mezarlığı içindeki Şehitlik Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından, yine Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecektir. Ailesine, yakınlarına ve tüm reklamcılık camiasına başsağlığı dileriz.
Marketing Türkiye'deki haber:
"Reklam sektörüne ve meslek örgütlerine uzun yıllar boyunca değer katan, Reklamcılar Derneği eski başkanlarından Faruk Atasoy hayatını kaybetti. Atasoy, 31 Ocak Cumartesi, Şehitlik Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecek.
1945 doğumlu Atasoy, görev aldığı dönemlerde sektörel gelişime sunduğu katkılar, temsil ettiği kurumsal bakış açısı ve birleştirici yaklaşımıyla camiada saygı gören isimler arasında yer aldı.
Meslek hayatı boyunca sektörün ortak akılla ilerlemesine katkı sunan Faruk Atasoy, yönetici kimliğinin yanı sıra etik duruşu ve sürdürülebilirlik odağındaki yaklaşımıyla da hatırlanıyor.
Atasoy’u saygı ve rahmetle anıyor; ailesine, yakınlarına ve tüm sektör paydaşlarına başsağlığı diliyoruz."
Dr. M. Fethi Ağalar'ın yazısı.
"Dünkü gazetelerde Reklamcılar Derneği, eski başkanlarından Faruk Atasoy’un öldüğünü verdiği bir ilanla duyurdu. Bu ilan beni eskilere götürdü.
Faruk Atasoy; İstanbul’un en şaşaalı ve elit okullarından biri olan Alman lisesini bitirdikten sonra yüksek okul eğitimini ülke siyasetinin merkezi olan Mülkiye mektebinde-Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi- tamamlamıştı. Bir yanda İstanbul kültürü ve Alman eğitimi, öte yanda o günlerde ülkenin kalbi olan Mülkiye, tam birbirlerine ters iki kültür ve yaşam. Faruk her ikisini de temsil ederdi.
Kendisini, ülkemizde reklam ve tanıtım nedir diye bilinmezken, genel müdür olarak çalıştığı “Manajans” reklam ajansında tanıdım.
Manajans, Eli Acıman tarafından kurulmuş Zincirlikuyu’da bugün Aygaz merkez binası olarak hizmet veren o günlerin en değerli iş merkezinde ofisleri olan ve bu alanda ülkemizde çığır açan bir kurumdu. Faruk, yapı olarak kravatı takım elbisesi ve tavırları ile hiç reklamcıya benzemezdi, o kurumda dışarıdan hizmet veren bir muhasebeci, idareci görünümündeydi.
Reklam dünyası denilince akla ilk gelen ve alandaki en büyük usta olan “Eli Acıman” tarafından genel müdürlük görevi verilen Faruk’la yaptığınız iş tartışmaları, teorik ve pratik çalışmalar sırasında onun değerini anlar ve çok takdir ederdiniz.
Temsil ettiğim Manajasans’ın en büyük müşterilerinden birisi adına kendisi ve ekibi ile yaptığımız toplantılar sırasında o günler için bu sektörde çok zor bulunan bir özelliği ortaya çıkardı. Bildiği iki dil ile dünyayı takip eder, konu ile ilgili her türlü kitabı okur ve her soruya cevap verebilirdi. Çok konuşmaz, gerektiğinde konuya dahil olur konuşması ile size bilgi birikimini gösterirdi.
İngiltere’den bildiğim ve denetimlerini yaptığım sırada finansal başarılarına şahit olduğum BBDO reklam ajansını anlatınca “üstad, bize de Milli Savunma Bakanlığına hizmet verebilme şansı verseler, biz onların kat be kat önüne çıkarız” sözü hep aklımda kalmıştır. Hakikaten o şirketin başarısı ve birinci sıraya yerleşmesi 80’li yıllarda yaptığı “dünyayı bedava gezmek ve üstüne para almak isterseniz bize katılın” kampanyasına dayalıydı. İngiliz ordusuna asker alabilmek için yaratılan bu slogan büyük ilgi görmüş ve şirketi bir numara yapmıştı.
Dünyanın bir çok bölgesindeki İngiliz askeri üstlerinde çekilen resimlerle yapılan kampanyayı Faruk çok iyi incelemişti “olmayana, görmeyene satmak maharet değil, olana ve bilene satmak maharettir”demişti.
Yaklaşık kırk yıl sonra, iki sene önce beni arayarak ziyaretime geldi, bir projesini anlattı. Projeyi bir dostuma sunmuş ve kendisi ile bire bir görüşmede çok pozitif cevap almasına rağmen sonra hiç ses çıkmadığından şikayet etmişti. Kendisine göre dostuma bu konuda danışmanlık yapan bir hoca çekemediği için onun ve bir çok yeteneğin önünü kesiyordu.
Çay kahve sohbetimiz sonrası konuya müdahil olamayacağımı söylediğim zaman çok üzüldü. Ben iş ve dostluk konusundaki hassasiyetimi anlatarak özür diledim ve benim için dostluğun önemini anlatarak, kendim dışında kimse için hiç bir dostum ve arkadaşımı aramadığımı anlattım.
Rahmetli pek mutlu olmadı ve o günden sonra tekrar aramadı.
Bilgisi, kültürü, kişiliği ve eğitimi ile reklamcılık dünyası için çok büyük bir kayıp, Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun."













